En Çok Okunanlar
Özet
Amaç: COVID-19 pandemisi sağlık çalışanlarında aşılanmayı yeniden gündeme getirmiştir. Ancak bu deneyimin mevsimsel influenza aşılanmasına yansıyıp yansımadığı bilinmemektedir. Bu çalışmada sağlık çalışanlarının COVID-19 aşılanma durumu, aşıya yönelik motivasyon ve kaygıları ile pandemi öncesi, pandemi dönemi ve pandemi sonrası influenza aşılanma beyanlarının değerlendirilmesi amaçlandı.
Yöntemler: Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde görev yapan 3574 sağlık çalışanına 17 Aralık 2023–14 Şubat 2024 tarihleri arasında çevrimiçi kesitsel anket iletildi ve 233 kişi (%6.5) ankete yanıt verdi. Pandemi öncesi ve pandemi dönemine ilişkin bilgiler geriye dönük olarak sorgulandı. Pandemi sonrası dönemde aşılama sezonu devam ettiğinden, bu döneme ilişkin soru gerçekleşmiş aşılanma durumunu ve aşılanma niyetini birlikte kapsadı. Dönem soruları belirli tarih aralıkları verilmeden yöneltildiğinden ve pandemi sonrası sorusu aşılanma niyetini de içerdiğinden, dönemler aynı sonuç değişkenini ölçmedi; bu nedenle bulgular betimsel olarak sunuldu.
Bulgular: Katılımcıların %77.7’si kadındı, %43.8’i 41–50 yaş grubundaydı ve %73.0’ü daha önce COVID-19 geçirdiğini bildirdi. En az bir doz COVID-19 aşısı olanların oranı %96.6 (225/233) idi. En sık “çok önemli” bulunan nedenler aileyi koruma (187/207), kendini koruma (180/210) ve pandeminin sona ermesine katkıda bulunma (139/190) oldu. Kaygı maddelerinden en az birine 38 katılımcı yanıt verdi; 31’i aşılanmış, 7’si aşılanmamıştı. En sık “çok önemli” bulunan kaygılar aşının yeni olması (16/33; %48.5), yan etki korkusu (15/31; %48.4) ve ilaç firmalarına güvensizlik (15/33; %45.5) idi. İnfluenza aşısı olduğunu bildirenlerin oranı pandemi öncesinde %21.9 (51/233) ve pandemi döneminde %9.5 (22/232) iken pandemi sonrasında katılımcıların %13.0’ü (30/231) aşı olduğunu veya olmayı düşündüğünü bildirdi.
Sonuç: COVID-19 aşılanma oranı yüksek olmasına karşın mevsimsel influenza aşılanma beyanı üç dönemde de düşük kaldı ve pandemi sonrası dönemde aşılanma veya aşılanma niyeti bildirenlerin oranı pandemi öncesindeki düzeye ulaşmadı. Pandemi sonrası döneme ilişkin bildirimlerin aşılanma niyetini de içermesi nedeniyle, gerçekleşmiş aşılanma oranı bu değerden daha düşük olabilir. İnfluenza aşılanma oranının artırılması için sürdürülebilir kurumsal uygulamalara ihtiyaç vardır.
GİRİŞ
Şiddetli akut solunum yolu sendromu koronavirus 2 (SARS-CoV-2), 2019 yılı sonunda ortaya çıkmış ve küresel bir pandemiye yol açmıştır (1). Etkili COVID-19 aşılarının hızla geliştirilmesi (2), semptomatik infeksiyon ve ağır hastalık riskini azaltmış (3); modelleme çalışmalarına göre aşılamanın ilk yılında küresel ölçekte çok sayıda ölüm önlenmiştir (4).
Pandemiye verilen yanıtın ön saflarında yer alan sağlık çalışanları, mesleki maruziyet nedeniyle yüksek infeksiyon riski altında kalmıştır. Pandeminin ilk aylarına ait bir meta-analizde COVID-19 olgularının %10.1’inin [%95 güven aralığı (GA): %5.3–%14.9] sağlık çalışanları olduğu, bu oranın ülkeler arasında belirgin biçimde değiştiği bildirilmiştir (5). Bu nedenle sağlık çalışanları, ulusal aşılama programlarında öncelikli hedef gruplar arasında yer almıştır (6).
Sağlık çalışanlarının aşılanması yalnızca pandemi dönemine özgü bir gereklilik değildir. Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği (EKMUD) Erişkin Bağışıklama Rehberi’nde, kontrendikasyonu olmayan tüm sağlık çalışanlarına yıllık influenza aşısı; bağışık olmayanlara hepatit A, hepatit B, kızamık-kızamıkçık-kabakulak ve suçiçeği aşıları; ayrıca 10 yılda bir tetanoz-difteri rapeli ve bunlardan en az birinin boğmaca içeren formda (Tdap) yapılması önerilmektedir (7).
Sağlık çalışanları, hem toplumda hem hastanede infekte kişilerle temas etmeleri nedeniyle influenza açısından risk altındadır; serolojik olarak doğrulanmış influenza insidansı bu grupta sağlık sektöründe çalışmayan erişkinlere kıyasla daha yüksektir ve bu fark özellikle asemptomatik infeksiyonlardan kaynaklanmaktadır (8). Asemptomatik infeksiyonun sık olması, sağlık çalışanlarının farkında olmadan bakımları altındaki yüksek riskli hastalar için bulaşma kaynağı oluşturabileceğini düşündürmektedir. Sağlık personelinin aşılanmasının hasta morbidite ve mortalitesi üzerindeki etkisini inceleyen çalışmaların sonuçları bu ilişkiyi desteklemektedir (9). Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), temel sağlık altyapısını korumak amacıyla influenza aşılamasında sağlık çalışanlarına öncelik verilmesini önermektedir (10).
Sağlık çalışanları arasında COVID-19 aşı kabulü yaygın biçimde araştırılmış olmakla birlikte çalışmaların çoğu pandemi döneminde belirli bir zaman dilimine odaklanmıştır. Pandemi deneyiminin sağlık çalışanlarının diğer rutin aşılara, özellikle mevsimsel influenza aşısına yönelik tutumlarını değiştirip değiştirmediğine ilişkin kanıtlar sınırlıdır. Pandemi öncesi, pandemi dönemi ve pandemi sonrası aşılanma beyanlarını birlikte sunan çalışmalar da sınırlıdır. Bu durum önemlidir; çünkü sağlık çalışanları hem aşılama programlarının hedef kitlesi hem de hastalar ve toplum için rol model konumundadır. COVID-19 aşısına yönelik kabulün diğer aşıyla önlenebilir hastalıklara yönelik tutumlarla birlikte değişip değişmediğinin belirlenmesi, sürdürülebilir aşılama politikalarının tasarlanması açısından önem taşımaktadır.
Bu çalışmanın birincil amacı, sağlık çalışanlarının COVID-19 aşılanma durumunu, aşıya yönelik motivasyonlarını ve kaygılarını tanımlamaktır. İkincil amaç ise pandemi öncesi, pandemi dönemi ve pandemi sonrasına ilişkin mevsimsel influenza aşılanma beyanlarını değerlendirmektir.
YÖNTEMLER
Bu çalışma, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde görev yapan sağlık çalışanları ile 17 Aralık 2023–14 Şubat 2024 tarihleri arasında yürütülen kesitsel bir çalışmadır. Çalışma döneminde kurumda görev yapan tüm sağlık çalışanları çalışmaya uygun kabul edildi. Örneklem çerçevesi 1 Aralık 2023 tarihli kurum personel kayıtlarına dayandırıldı. Bu tarihte kurumda 300 öğretim üyesi, 722 araştırma görevlisi hekim, 1399 kadrolu personel ve 1153 hizmet alımı personeli olmak üzere toplam 3574 kişi görev yapmaktaydı. Anketin giriş bölümünde çalışmanın amacı, kapsamı, tahmini süresi ve yanıtların anonim olarak toplanacağı katılımcılara açıklandı ve araştırmacıların iletişim bilgileri paylaşıldı (EK 1).
Dzieciolowska ve arkadaşlarının (11) çalışmasına dayanılarak COVID-19 aşı kabulünün beklenen prevalansı %80.9 olarak kabul edildi. Minimum örneklem büyüklüğü, bilinen popülasyon için aşağıdaki örneklem formülü kullanılarak hesaplandı:
n = N·t²·p·q / [d²·(N−1) + t²·p·q]
Yapılan hesaplamada N=3574 (kurumdaki toplam sağlık çalışanları sayısı), p=0.809, q=0.191, t=1.96 (%95 güven düzeyi) ve d=0.05 olarak alındı ve minimum 223 katılımcı gerektiği (formül sonucu: 222.707) saptandı. Kurumda çalışan 3574 sağlık çalışanından 233’ü anketi tamamlamış olup bu durum %6.5’lik bir yanıt oranına karşılık gelmekteydi. Çoklu yanıtlı aşılama sorularında çelişkili yanıtlar yalnızca ilgili dönem için eksik kabul edildiğinden geçerli katılımcı sayısı pandemi öncesi dönemde 233, pandemi döneminde 232 ve pandemi sonrası dönemde 231 olarak belirlendi.
Veriler, Google Forms ile hazırlanan çevrimiçi bir anket aracılığıyla toplandı. Anket bağlantısı kurumsal e-posta yoluyla tüm çalışanlara gönderildi; ayrıca birim sorumluları aracılığıyla bölümlerin mesajlaşma gruplarında paylaşıldı. Katılım gönüllüydü ve yanıtlar anonim olarak kaydedildi. Çalışmada pandemi öncesi dönem Mart 2020’den önceki dönemi, pandemi dönemi Mart 2020–Nisan 2023 arasını, pandemi sonrası dönem ise Mayıs 2023 ile anketin uygulandığı tarih arasındaki dönemi kapsıyordu. Bu üçüncü dönem, COVID-19’un uluslararası halk sağlığı acil durumu statüsünün sona erdirilmesinden sonraki dönemi kapsadığından, metinde “pandemi sonrası dönem” anlamında kullanıldı. Buna göre pandemi sonrası dönem tek bir influenza sezonuna (2023−2024) denk geldi ve anket de bu sezonun ortasında uygulandı. Aşılama kampanyası veri toplama sırasında devam ettiğinden, yalnızca gerçekleşmiş aşılanmayı sorgulamak, sezon içinde aşı olmayı planlayan katılımcıları dışlayacaktı. Bu nedenle pandemi sonrası döneme ilişkin soru “Hangi aşıları kendinize yaptırdınız veya yaptırmayı düşünüyorsunuz?” biçiminde soruldu.
Anket 24 sorudan oluşuyordu. İlk bölümde sosyodemografik ve mesleki özellikler, ikinci bölümde kişisel ve ailesel sağlık durumu ile COVID-19 öyküsü, üçüncü bölümde rutin aşıların üç dönemdeki uygulanma durumu, dördüncü bölümde ise COVID-19 aşılanma durumu, doz sayısı, motivasyonlar ve kaygı nedenleri sorgulandı. Meslek değişkeni analizde hekim, hemşire, sağlık personeli (sağlık teknikeri/teknisyeni, ebe, laborant vb.) ve memur olmak üzere dört gruba ayrıldı. Çalışılan bölüm de acil servis, preklinik, dahiliye ve cerrahi olmak üzere dört grupta sınıflandırıldı.
Sosyodemografik değişkenler kategorik olarak toplandı ve yaş dört aralıkta (20–30, 31–40, 41–50, 50 yıl üzeri), mesleki deneyim beş aralıkta (0–5, 6–10, 11–15, 16–20, 20 yıl üzeri) sorgulandı. Bu nedenle bu değişkenler için ortalama ± standart sapma hesaplanmadı. Kronik hastalık varlığı ankette açık uçlu olarak soruldu ve “yok” dışındaki tüm yanıtlar kronik hastalık varlığı olarak kodlandı. Rutin aşılara ilişkin üç soru çoklu yanıt formatında olup katılımcılardan ilgili dönemde yaptırdıkları tüm aşıları işaretlemeleri, hiçbirini yaptırmamışlarsa “hiçbirini yaptırmadım” seçeneğini seçmeleri istendi. Yüzde değerleri her dönem için ilgili dönemdeki geçerli yanıt sayısı üzerinden hesaplanmış olup toplamları %100’ü aşabilmektedir. Üçüncü döneme ait soru “Hangi aşıları kendinize yaptırdınız veya yaptırmayı düşünüyorsunuz?” biçiminde sorulduğundan bu döneme ait veriler gerçekleşmiş aşılanmayı değil, bildirilen aşılanmayı veya aşılanma niyetini yansıttı.
COVID-19 aşılanma motivasyonları (8 madde) ve kaygı nedenlerine (14 madde) ilişkin sorular dört düzeyli önem derecelendirmesi içermekte olup her iki soru da tüm katılımcıların yanıtına açık bırakıldı ve zorunlu tutulmadı; bu nedenle madde başına yanıtlayan sayısı değişti. Kaygı maddelerinde dört düzeyli önem derecelendirmesinin yanı sıra “bilmiyorum” seçeneği de mevcuttu; bu yanıt bir önem düzeyi bildirmediğinden geçerli yanıt kabul edilmedi ve yalnızca bu seçeneği işaretleyen bir katılımcı tereddüt maddelerini yanıtlayanlar arasında sayılmadı. Anket maddeleri Dzieciolowska ve arkadaşlarının (11) çalışmasının yanı sıra Kader ve arkadaşlarının (12) çalışmasından uyarlandı; uyarlanan versiyon için ayrı bir geçerlilik ve güvenilirlik analizi yapılmadı.
İstatistiksel Analiz
Veriler SPSS 25.0 (IBM Corp., Armonk, NY, ABD) ile analiz edildi. Kategorik değişkenler frekans (n) ve yüzde (%) olarak sunuldu. İki kategorili değişkenlerin COVID-19 aşılanma durumu ile karşılaştırılmasında Fisher kesin testi, ikiden fazla kategorisi bulunan değişkenlerde ise Fisher-Freeman-Halton kesin testi kullanıldı.
Üç dönem aynı sonuç değişkenini ölçmediğinden ve dönem soruları katılımcılara tarih aralığı verilmeden yöneltildiğinden, pandemi öncesi soru tanımlı bir başlangıç noktası içermemekte ve fiilen birikimli aşılanmayı ölçmektedir. Ayrıca pandemi dönemi üç influenza sezonunu, pandemi sonrası dönem ise tek bir sezonu kapsamaktaydı ve aşılanma niyetini de içeriyordu. Bu nedenle dönemler arasında çıkarımsal karşılaştırma yapılmadı ve her dönem betimsel olarak sunuldu.
Çok değişkenli analiz planlandı ancak uygulanmadı. COVID-19 aşılanma oranının %96.6 olması ve yalnızca 8 katılımcının aşılanmamış olması nedeniyle bu sonuç değişkeni için yeterli varyasyon bulunmadı. Benzer şekilde, pandemi sonrası influenza aşılanması/aşılanma niyetine olumlu yanıt veren katılımcı sayısının 30 olması nedeniyle çok değişkenli lojistik regresyon için yeterli olay sayısına da ulaşılamadı. Bu nedenle çıkarımsal analizler iki değişkenli testlerle sınırlandırıldı.
Çoklu yanıtlı aşılama sorularında aynı dönemde hem “hiçbiri” seçeneğini hem de en az bir aşı seçeneğini işaretleyen yanıtlar çelişkili kabul edildi ve yalnızca ilgili dönem için eksik veri olarak değerlendirildi. Analizlerde değişken bazında mevcut geçerli yanıtlar kullanıldı.
Oranlar için %95 GA’lar Wilson yöntemiyle hesaplandı. Anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edildi. Çoklu karşılaştırmalar için düzeltme yapılmamış olup bildirilen p değerleri keşfedici olarak değerlendirilmelidir. Analizlerin yapılması ve sonuçların raporlanmasında Altman ve arkadaşlarının (13) önerdiği ilkeler esas alındı.
BULGULAR
Sosyodemografik ve Mesleki Özellikler
Çalışmaya 233 sağlık çalışanı katıldı. Katılımcıların %77.7’si kadındı ve en kalabalık yaş grubu 41–50 yaş (%43.8) aralığındaydı. Eğitim düzeyi bakımından %55.4’ü lisans, %36.9’u yüksek lisans mezunuydu. Katılımcıların üçte biri (%34.8) yirmi yılın üzerinde mesleki deneyime sahipti. Örneklemin çoğunluğunu hekimler (%38.6) ve hemşireler (%36.5) oluşturdu; en sık temsil edilen birimler dahiliye (%64.4) ve cerrahi (%24) bölümleriydi. Sosyodemografik ve mesleki özellikler Tablo 1’de sunuldu.
Sağlık Durumu ve Genel Aşılanma Profili
Katılımcıların %57.5’i (134/233) kronik hastalığı olduğunu, %63.1’i (147/233) ailesinde kronik hastalık bulunduğunu bildirdi. Evinde risk grubunda birey yaşadığını bildirenlerin oranı %19.7 (46/233) idi. COVID-19 geçirdiğini bildiren katılımcı sayısı 170’ti (%73.0). COVID-19 geçirdiğini bildiren katılımcıların %85.7’si (144/168) hafif, %12.5’i (21/168) orta ve %1.8’i (3/168) ağır seyir bildirdi. En az bir doz COVID-19 aşısı olduğunu bildiren 225 katılımcı (%96.6; %95 GA: %93.4–%98.3) ve aşı olmadığını bildiren 8 katılımcı (%3.4) mevcuttu (Tablo 2).
COVID-19 Aşılanma Durumu, Aşı Tipleri ve Dozlar
COVID-19 aşılanma oranı tüm yaş gruplarında yüksek bulundu (aşılanmış n=225; %96.6, aşılanmamış n=8; %3.4); oranlar yaş gruplarına göre %95.2 ile %97.1 arasında değişiyordu. Cinsiyet bakımından istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı (p=1.000). Katılımcıların %69.1’i (161/233) iki farklı COVID-19 aşısı olduğunu, %14.2’si (33/233) yalnızca Sinovac ve %13.3’ü (31/233) yalnızca BioNTech aşısı olduğunu bildirdi. Katılımcıların %79.0’ı (184/233) üç veya daha fazla doz COVID-19 aşısı olduğunu belirtti.
Yapılan karşılaştırmalarda, incelenen sosyodemografik ve klinik değişkenlerin hiçbiri COVID-19 aşılanma durumu ile istatistiksel olarak anlamlı düzeyde ilişkili bulunmadı: kronik hastalık (p=1.000), ailede kronik hastalık öyküsü (p=0.714), pandemi döneminde hasta bakımına katılım (p=1.000), COVID-19 nedeniyle yakın kaybı (p=1.000), önceki COVID-19 infeksiyonu (p=0.449), yaş grubu (p=0.953), eğitim düzeyi (p=0.621), meslek (p=0.311), çalışılan bölüm (p=0.641) ve mesleki deneyim (p=0.146). Aşılanmadığını bildiren katılımcı sayısının yalnızca 8 olması nedeniyle bu karşılaştırmaların istatistiksel gücü sınırlıdır; anlamlı ilişki saptanmaması, gruplar arasında gerçek bir fark bulunmadığı şeklinde yorumlanmamalıdır.
COVID-19 Aşısı Yaptırma Motivasyonları

Şekil 1. COVID-19 Aşısı Yaptırma Nedenleri ve Katılımcıların Verdiği Önem Düzeyi (n=225)
Not: Yüzdeler, her madde için geçerli yanıtlar üzerinden hesaplanmıştır. Sağdaki sütun, “çok önemli” yanıt sayısını ve geçerli yanıt sayısını (ÇÖ/n) göstermektedir. Maddeler “çok önemli” yüzdesine göre sıralanmıştır.
Katılımcılara COVID-19 aşısı yaptırma nedenleri sorulduğunda, ilgili maddeyi yanıtlayan katılımcılar arasında en sık ailenin korunması (187/207; %90.3), kişinin kendini koruması (180/210; %85.7) ve pandeminin sona ermesine katkıda bulunma (139/190; %73.2) “çok önemli” olarak değerlendirildi (Şekil 1). Aşının koruyucu olduğuna inanma ve mesleki gereklilikler de sık bildirilen motivasyonlar arasında yer aldı. Buna karşılık, yakın bir kişinin ağır COVID-19 geçirmiş olması veya COVID-19 nedeniyle yakın kaybı daha düşük oranlarda “çok önemli” olarak değerlendirildi.
Motivasyon maddelerinden en az birini 225 katılımcı yanıtladı. Maddeler zorunlu tutulmadığından, madde bazında geçerli yanıt sayısı 160 ile 210 arasında değişti. Yüzde değerleri her madde için yalnızca geçerli yanıtlar üzerinden hesaplandı; tüm yanıt kategorilerinin dağılımı Şekil 1’de sunuldu.
COVID-19 Aşısına Yönelik Bildirilen Kaygılar

Şekil 2. COVID-19 Aşısına Yönelik Bildirilen Kaygılar ve Verilen Önem Düzeyi (n=38).
Not: Yüzdeler, her madde için geçerli yanıtlar üzerinden hesaplanmıştır. Sağdaki sütun, “çok önemli” yanıt sayısını ve geçerli yanıt sayısını (ÇÖ/n) göstermektedir. Maddeler “çok önemli” yüzdesine göre sıralanmıştır.
Aşı kaygılarına ilişkin maddeler tüm katılımcılara açık bırakıldı ve en az bir maddeyi 38 katılımcı yanıtladı; bunların 31’i COVID-19 aşısı olduğunu, 7’si aşı olmadığını bildirdi. Maddeler zorunlu tutulmadığından madde başına yanıtlayan sayısı 28 ile 33 arasında değişti ve yüzde değerleri her madde için o maddeyi yanıtlayanlar üzerinden hesaplandı. En sık “çok önemli” bulunan kaygılar aşının yeni olması (16/33; %48.5) ve yan etki korkusu (15/31; %48.4) idi; bunları ilaç firmalarına güvensizlik (15/33; %45.5), doğal bağışıklığın tercih edilmesi (14/32; %43.8) ve aşı riskinin hastalık riskinden fazla görülmesi (13/31; %41.9) izledi. Tam dağılım Şekil 2’de sunuldu.
Pandemi Öncesi, Pandemi Dönemi ve Pandemi Sonrası Rutin Aşılanma Davranışı

Tablo 3. Katılımcıların Pandemi Öncesi, Pandemi Dönemi ve Pandemi Sonrası Rutin Aşılanmaya İlişkin Beyanları
Sağlık çalışanlarına önerilen aşıların uygulanma durumu Tablo 3’te sunuldu. İnfluenza aşısı yaptırdığını bildirenlerin oranı pandemi öncesinde %21.9 (51/233; %95 GA: %17.1–%27.6), pandemi döneminde %9.5 (22/232; %95 GA: %6.3–%13.9) olarak saptandı. Pandemi sonrasında ise katılımcıların %13.0’ü (30/231; %95 GA: %9.3–%17.9) influenza aşısı olduğunu veya olmayı düşündüğünü bildirdi.
Pandemi öncesinde influenza aşısı olduğunu bildiren 51 katılımcının 20’si pandemi döneminde de aşılandığını bildirdi. Herhangi bir dönemde influenza aşısı olduğunu bildiren 62 katılımcının 35’i yalnızca bir dönemde, 13’ü iki dönemde, 14’ü ise her üç dönemde de aşılandığını belirtti.
İRDELEME
Bu çalışmada sağlık çalışanlarının COVID-19 ve mevsimsel influenza aşılarına yönelik tutumları incelendi. Katılımcılarda COVID-19 aşılanma oranı %96.6 bulunurken, pandemi sonrasında influenza aşısı olduğunu veya olmayı düşündüğünü bildirenlerin oranı %13.0 (30/231) düzeyinde kaldı. Dünya genelinde sağlık çalışanlarının COVID-19 aşılanma oranı bir meta-analizde %77.3 olarak bildirilmiştir; çalışmamızdaki oran bu oranın üzerindedir (14). Aşılar uygulanmaya başlamadan önce ölçülen isteklilik düzeyleri ise birbirinden çok farklıdır: Asya-Pasifik bölgesinde yapılan çok merkezli bir çalışmada sağlık çalışanlarının %95’inden fazlası aşı olmak istediğini bildirmişken (15), Türkiye’de aynı dönemde yapılan bir çalışmada bu oran %52.3’tür (12). İnfluenza için bulduğumuz oranlar, sağlık çalışanlarında bildirilen %41.7’lik küresel aşılanma oranının belirgin biçimde altındadır (16). Ancak dönemsel soruda saptanan eksik bildirim göz önüne alındığında, bu farkın bir bölümünün ölçüm kaynaklı olabileceği dikkate alınmalıdır. Literatürde pandeminin influenza aşılanması üzerindeki etkisi tek yönlü değildir. Avrupa’da yürütülen bir sistematik derleme ve meta-analizde, 2020–2021 sezonunda sağlık çalışanlarında influenza aşılanma oranlarının bir önceki sezona göre arttığı, artışın çalışmalar arasında %17 ile %38 arasında değiştiği bildirilmiştir (17). Buna karşılık Çin’de yapılan bir çalışmada 2023–2024 sezonunda aşılanma oranı %14.1 bulunmuş ve önceki sezonlara göre düşüş saptanmıştır (18). Pandemi sonrasında çalışmamızda saptanan %13.0’lük oran ikinci bulguya yakın, Avrupa verisiyle ise uyumsuzdur; bu farklılık ulusal aşılama politikaları ve kurumsal uygulamalardaki değişkenliği yansıtıyor olabilir.
Çalışmamızdaki katılımcıların COVID-19 aşısı yaptırma gerekçeleri arasında en sık “çok önemli” olarak değerlendirilenler aileyi koruma, kendini koruma ve pandemiyi bitirmeye katkı oldu. Bu üç gerekçenin öne çıkması, aşı kararının bireysel korunma kadar aile ve toplum sorumluluğuyla da şekillendiğini düşündürmektedir. Türkiye’de bir üniversite hastanesinde yapılan çalışmada ise en sık bildirilen gerekçe risk grubunda olma (%73) olmuş, bunu kendini ve çevresini koruma (%59) ile hanede risk grubunda kişi bulunması (%30) izlemiştir (19). İki çalışmada da başkalarını koruma gerekçesi belirgin biçimde yer almakla birlikte gerekçelerin sıralaması farklılaşmıştır; ancak yanıt biçimleri aynı olmadığından bu karşılaştırma sınırlı kalmaktadır. Türkiye’de aşılama başlamadan önce yapılan bir çalışmada, doktorlarda aşı olma isteği %83, hemşirelerde %37.7 olarak; eğitim düzeyi yüksek olanlarda ve acil servis çalışanlarında istek daha yüksek olarak bildirilmiştir (12). Çalışmamızda meslek, çalışılan bölüm ve eğitim düzeyine göre fark saptanmadı; ancak aşılanmamış katılımcı sayısı sınırlı olduğundan (n = 8) bu karşılaştırmaların istatistiksel gücü düşüktür.
Kaygı maddelerini yanıtlayan katılımcıların en sık bildirdiği kaygılar aşının yeni olması, yan etki korkusu ve ilaç firmalarına duyulan güvensizlikti. Bu maddeleri yanıtlayanların çoğunluğunun aşılanmış katılımcılar olması, bildirilen kaygıların yalnızca aşıyı reddedenlere özgü olmadığını düşündürmektedir. Kanada’da yapılan bir çalışmada, aşıyı kesin reddedenler ile tereddüt edenler karşılaştırıldığında, aşının yeni olmasına ilişkin kaygı her iki grupta benzer sıklıkta bildirilmiş (sırasıyla %85.6 ve %87.8); buna karşılık ilaç firmalarına ve uzmanlara duyulan güvensizlik ile aşı yerine doğal bağışıklık geliştirme tercihi kesin reddedenlerde belirgin biçimde daha sık görülmüştür (11). Bu ayrım, tereddüdün tek biçimli olmadığını ve müdahalelerin farklı gerekçelere göre hedeflenmesi gerektiğini düşündürmektedir. Türkiye’den yapılan bir diğer çalışmada, COVID-19 aşısını yaptırmayanlar arasında en sık bildirilen gerekçe yan etki korkusu ve ardından aşı etkinliğine güvensizlik olarak bildirilmiştir (19). Farklı ülkelerde ve sağlık sistemlerinde benzer kaygıların bildirilmesi, sağlık çalışanlarının aşı tereddüdünde ortak bir örüntü bulunduğunu düşündürmektedir.
Çalışmamızda COVID-19 aşısı yüksek oranda kabul edilmişken influenza aşılanma beyanının düşük kalması, iki aşı arasındaki farklılığı göstermektedir; bu durum yalnızca çalışmamıza özgü değildir. Amerika Birleşik Devletleri’nde 2023–2024 sezonunda akut bakım hastanelerinde influenza aşılanma kapsamı %80.7 iken güncel COVID-19 aşısı kapsamı %15.3’te kalmıştır (20). Fransa’da üniversite hastanelerinde 2022–2023 sezonunda influenza kapsamı %64, COVID-19 aşılanma kapsamı %42 olarak bildirilmiştir (21). Öte yandan Fransa’daki çalışmada hekim olmak ve 40 yaş üzerinde olmak her iki aşının kabulüyle de ilişkili bulunmuştur (21); bu, iki aşılanma davranışının tümüyle bağımsız olmayabileceğini, ortak bireysel belirleyiciler taşıyabileceğini düşündürmektedir. Benzer biçimde, sağlık çalışanlarında COVID-19 aşı kabulünü inceleyen meta-analizde, mevsimsel influenza aşısı olmuş olmak COVID-19 aşılanmasının belirleyicileri arasında yer aldığı bildirilmiştir (14). Avrupa verilerini derleyen çalışmada da influenza aşı kabulü ile COVID-19’a ilişkin değişkenler arasında ilişki saptanmıştır (17). Çalışmamızda COVID-19 aşısı olmayan katılımcı sayısının sekizle sınırlı olması, bu tür ortak belirleyicilerin istatistiksel olarak değerlendirilmesini engelledi.
Çalışmamızda influenza aşılanma beyanı her üç dönemde de düşük kaldı. Dönemler farklı ölçüm çerçevelerine sahip olduğundan aralarında çıkarımsal karşılaştırma yapılamadı. Mevsimsel influenza dışındaki aşıların yıllık olarak uygulanmaması nedeniyle, bu aşıların dönemsel değerleri dönemler arasındaki değişimi gösterecek şekilde yorumlanmamalıdır. Çin’de pandemi döneminde sağlık çalışanlarında influenza aşılanma kapsamının düştüğü bildirilmiştir (22); aynı ülkede pandemi sonrasında yapılan ve tasarımı ile zamanlaması çalışmamıza yakın olan bir diğer çalışmada da azalmanın ardışık sezonlarda sürdüğü raporlanmıştır (18). Pandemi döneminde gözlenen düşük oran yalnızca aşıya yönelik tutum değişikliğiyle açıklanamaz. Pandemi sırasında sağlık hizmetlerinin yeniden yapılandırılması, poliklinik hizmetlerine erişimin kısıtlanması ve aşı temininde yaşanan güçlükler de aşılanma oranlarını düşürmüş olabilir. Çalışmamızda kurumsal aşı temini ve erişilebilirliğine ilişkin veri toplanmadığından, gözlenen düşüklüğün ne ölçüde tutuma, ne ölçüde hizmet sunumundaki aksamalara bağlı olduğu ayırt edilemedi.
Türkiye’de sağlık çalışanlarının influenza aşılanmasına ilişkin veriler uzun süre H1N1 dönemiyle sınırlı kalmıştır. 2009 pandemisi sırasında yapılan bir çalışmada, salgının en yoğun döneminde bile pandemik H1N1 aşılanma oranı %12.7 olarak bildirilmiş; reddin başlıca gerekçeleri yan etki kaygısı, aşının koruyuculuğuna inanmama ve aşı hakkındaki olumsuz kamuoyu iletişimi olarak raporlanmıştır (23). Çalışmamızda pandemi sonrası dönem için saptadığımız %13.0’lük oran bu düzeye yakındır; ancak 2009’daki değer pandemik H1N1 aşısına, bizimki ise niyet beyanını da içeren mevsimsel influenza aşılanmasına ilişkin olduğundan bu iki oran doğrudan karşılaştırılamaz. Yine de her iki dönemde de aşılanmanın düşük kalması dikkat çekmektedir. Uluslararası düzeyde de sağlık çalışanlarında influenza aşılanması hedeflenen düzeylerin altında kalmakta ve bölgeler arasında belirgin farklılık göstermektedir (16).
Sağlık çalışanlarında influenza aşılanmasının düşük kalması yalnızca bireysel bir tercih sorunu değildir. Aşılanmamış personel, hastane ortamında hastalar için bulaşma kaynağı olabilir. Bu risk özellikle yenidoğanlar, bağışıklığı baskılanmış çocuklar, hemato-onkoloji hastaları ve yoğun bakımdaki hastalar için önemlidir. Sağlık çalışanlarının influenza aşılanmasının hasta morbidite ve mortalitesi üzerindeki etkisini inceleyen sistematik bir derlemede, aşılanmanın hasta sonuçlarını olumlu etkilediğine dair kanıtlar bildirilmiştir (9). Bu nedenle sağlık çalışanlarının aşılanması kurumsal infeksiyon kontrolü uygulamalarının bir parçası olarak ele alınmalıdır. COVID-19 aşılama deneyiminden çıkarılan derslerin gelecekteki aşılama programlarına aktarılması için etkili iletişim, toplum katılımı ve aşıya erişimin kolaylaştırılması gibi unsurlar dikkate alınmalıdır (24). Bulgularımız, pandemi sonrasında influenza aşılanma beyanının pandemi öncesi düzeye ulaşmadığını gösterdi; bu bulgu, pandemi deneyiminin tek başına kalıcı bir davranış değişikliğiyle ilişkili olduğuna dair kanıt sağlamamaktadır.
Çalışmanın bazı kısıtlılıkları bulunmaktadır. Çalışmanın tek merkezde yürütülmesi ve yanıt oranı %6.5’te kalması, bulguların genellenebilirliği kısıtlamaktadır. Katılımın gönüllü olması nedeniyle örneklem olasılıklı değildir. Aşıya ilgi duyan çalışanların ankete katılma olasılığının daha yüksek olması, bildirilen oranların kurum genelindeki gerçek oranlardan daha yüksek olmasına yol açmış olabilir. Öte yandan örneklem büyüklüğü COVID-19 aşı kabulüne göre hesaplandı ve influenza aşılanması için ayrıca örneklem büyüklüğü hesaplanmadı.
Verilerin öz bildirime dayanması ve aşı kayıtlarıyla doğrulanmamış olması bir diğer kısıtlılıktır. Geriye dönük olarak yanıtlanan sorular hatırlama yanlılığına açık olabilir. Ayrıca aşılanmanın sağlık çalışanlarından beklenen bir davranış olması nedeniyle yanıtlar sosyal beğenilirlik yanlılığından, yani katılımcıların onaylanacağını düşündükleri yanıtları verme eğiliminden, etkilenmiş olabilir.
Çalışmada dönemlere ilişkin sorular katılımcılara belirli tarih aralıkları verilmeden soruldu ve dönem tanımları analiz aşamasında yapıldı. Bu nedenle pandemi öncesi döneme ilişkin soru birikimli aşılanmayı, pandemi dönemi üç influenza sezonunu, pandemi sonrası dönem ise tek bir influenza sezonunu kapsadı ve ayrıca aşılanma niyet beyanını içerdi. Üç dönem aynı ölçüm çerçevesine sahip olmadığından aralarında çıkarımsal karşılaştırma yapılmadı. Kronik hastalık açık uçlu soruldu ve “yok” dışındaki tüm yanıtların hastalık varlığı olarak kodlanması, bu oranın olduğundan yüksek bulunmasına neden olmuş olabilir. Hastalık şiddeti ise herhangi bir tanım verilmeden sorulduğundan, katılımcıların bildirdiği şiddet düzeyleri standart sınıflamalarla örtüşmeyebilir. Ayrıca anket maddeleri yayımlanmış ölçeklerden uyarlandı; ancak uyarlanan form için geçerlilik ve güvenilirlik analizi yapılmadı.
COVID-19 aşısı olmadığını bildiren katılımcı sayısının yalnızca sekiz olması, alt grup karşılaştırmalarının istatistiksel gücünü düşürdü. Bu nedenle istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmaması, gruplar arasında gerçek bir fark olmadığı şeklinde yorumlanmamalıdır. Aynı nedenle çok değişkenli analiz yapılamadı. Çoklu karşılaştırmalar için düzeltme uygulanmadığından, elde edilen p değerleri keşfedici olarak değerlendirilmelidir. Yaş ve mesleki deneyim kategorik aralıklarla toplandığı için sürekli değişken olarak incelenemedi. Son olarak, kurumsal aşı temini, erişilebilirlik ve hatırlatma uygulamalarına ilişkin veri toplanamadı. Bu nedenle, düşük influenza aşılanma oranlarının ne ölçüde bireysel tutumlarla ne ölçüde kurumsal koşullarla ilişkili olduğu ayırt edilemedi.
Sonuç
Çalışmamızda COVID-19 aşılanma beyanı yüksek bulundu ve katılımcıların aşı olma gerekçeleri arasında aileyi ve kendini koruma ile pandemiyi sonlandırmaya katkı öne çıktı. Buna karşılık mevsimsel influenza aşılanma beyanı üç dönemde de düşük kaldı ve pandemi sonrası dönemde aşılanma veya aşılanma niyeti bildirenlerin oranı %13.0 ile pandemi öncesindeki %21.9’un altındaydı. Pandemi sonrası döneme ilişkin bildirimlerin aşılanma niyetini de içermesi nedeniyle, gerçekleşmiş aşılanma oranı bu değerden daha düşük olabilir. Aşıya yönelik kaygıları bildiren katılımcıların çoğunluğunun aşılanmış kişiler olması, tereddüdün yalnızca aşıyı reddedenlerle sınırlı olmadığını gösterdi.
Bulgularımız, COVID-19 aşılanma oranının yüksek olmasına karşın mevsimsel influenza aşılanma beyanının düşük kaldığını gösterdi. İnfluenza aşılanma oranının artırılması için sürdürülebilir kurumsal uygulamaların geliştirilmesine ihtiyaç vardır.
Hasta Onamı
Anket çalışması olması nedeniyle hasta onamı alınmamıştır.
Etik Kurul Kararı
Çalışma Ondokuz Mayıs Üniversitesi Klinik Araştırmalar Etik Kurulu tarafından 15 Mayıs 2024 tarihinde 2024/181 karar numarasıyla onaylanmıştır.
Danışman Değerlendirmesi
Bağımsız dış danışman
Yazar Katkıları
Fikir/Kavram – E.H.E., B.G., Ş.Y., B.A., İ.T.Ş., A.M., R.Z., Z.Y.; Tasarım – E.H.E.; B.G., Ş.Y., B.A., İ.T.Ş., A.M., R.Z., Z.Y.; Denetleme – E.H.E.; Kaynak ve Fon Sağlama – E.H.E.; Malzemeler/Hastalar – E.H.E.; Veri Toplama ve/veya İşleme – E.H.E.; B.G., Ş.Y., B.A., İ.T.Ş., A.M., R.Z., Z.Y.; Analiz ve/veya Yorum – E.H.E., Z.Y.; Literatür Taraması – B.G., Ş.Y., B.A., İ.T.Ş., A.M., R.Z., Z.Y.; Makale Yazımı – E.H.E.; Eleştirel İnceleme – E.H.E.
Çıkar Çatışması
Yazarlar herhangi bir çıkar çatışması bildirmemiştir.
Finansal Destek
Yazar finansal destek beyan etmemiştir.
Yapay Zekâ Beyanı
Makalenin dil bilgisi, yazım ve ifade açısından düzenlenmesinde yapay zekâ araçlarından yararlanılmıştır. Yapay zekâ tarafından yapılan düzenlemeler yazarlar tarafından kontrol edilmiş ve çalışmanın bilimsel içeriğinden, sonuçlarından ve nihai metninden yalnızca yazarlar sorumlu tutulmuştur.
Referanslar
- Hu B, Guo H, Zhou P, Shi ZL. Characteristics of SARS-CoV-2 and COVID-19. Nat Rev Microbiol. 2021;19(3):141–54. [CrossRef]
- Yadav T, Kumar S, Mishra G, Saxena SK. Tracking the COVID-19 vaccines: the global landscape. Hum Vaccin Immunother. 2023;19(1):2191577. [CrossRef]
- Graña C, Ghosn L, Evrenoglou T, Jarde A, Minozzi S, Bergman H, et al. Efficacy and safety of COVID-19 vaccines. Cochrane Database Syst Rev. 2022;12(12):CD015477. [CrossRef]
- Watson OJ, Barnsley G, Toor J, Hogan AB, Winskill P, Ghani AC. Global impact of the first year of COVID-19 vaccination: a mathematical modelling study. Lancet Infect Dis. 2022;22(9):1293–302. [CrossRef]
- Sahu AK, Amrithanand VT, Mathew R, Aggarwal P, Nayer J, Bhoi S. COVID-19 in health care workers – a systematic review and meta-analysis. Am J Emerg Med. 2020;38(9):1727–31. [CrossRef]
- Nabaggala MS, Nair TS, Gacic-Dobo M, Siyam A, Diallo K, Boniol M. The global inequity in COVID-19 vaccination coverage among health and care workers. Int J Equity Health. 2022;21(Suppl 3):147. [CrossRef]
- Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği. Sağlık çalışanlarında aşılama. In: Erişkin Bağışıklama Rehberi 2024. Ankara: Türkiye EKMUD, 2024: 107–8.
- Kuster SP, Shah PS, Coleman BL, Lam PP, Tong A, Wormsbecker A, et al. Incidence of influenza in healthy adults and healthcare workers: a systematic review and meta-analysis. PLoS One. 2011;6(10):e26239. [CrossRef]
- Ahmed F, Lindley MC, Allred NJ, Weinbaum CM, Grohskopf LA. Effect of influenza vaccination of healthcare personnel on morbidity and mortality among patients: systematic review and grading of evidence. Clin Infect Dis. 2014;58(1):50–7. [CrossRef]
- World Health Organization. Vaccines against influenza: WHO position paper – May 2022. Wkly Epidemiol Rec. 2022;97(19):185–208.
- Dzieciolowska S, Hamel D, Gadio S, Dionne M, Gagnon D, Robitaille L, et al. COVID-19 vaccine acceptance, hesitancy, and refusal among Canadian healthcare workers: a multicenter survey. Am J Infect Control. 2021;49(9):1152–7. [CrossRef]
- Kader Ç, Erbay A, Demirel MS, Kocabıyık O, Çiftçi E, Yalçın-Çolak N, et al. [Evaluation of attitudes and behaviors of healthcare professionals towards COVID-19 vaccination]. Klimik Derg. 2022;35(1):30–5. Turkish. [CrossRef]
- Altman DG, Gore SM, Gardner MJ, Pocock SJ. Statistical guidelines for contributors to medical journals. Br Med J (Clin Res Ed). 1983;286(6376):1489–93. [CrossRef]
- Galanis P, Vraka I, Katsiroumpa A, Siskou O, Konstantakopoulou O, Katsoulas T, et al. COVID-19 vaccine uptake among healthcare workers: a systematic review and meta-analysis. Vaccines (Basel). 2022;10(10):1637. [CrossRef]
- Chew NWS, Cheong C, Kong G, Phua K, Ngiam JN, Tan BYQ, et al. An Asia-Pacific study on healthcare workers’ perceptions of, and willingness to receive, the COVID-19 vaccination. Int J Infect Dis. 2021;106:52–60. [CrossRef]
- Fan J, Xu S, Liu Y, Ma X, Cao J, Fan C, et al. Influenza vaccination rates among healthcare workers: a systematic review and meta-analysis investigating influencing factors. Front Public Health. 2023;11:1295464. [CrossRef]
- Bianchi FP, Cuscianna E, Rizzi D, Signorile N, Daleno A, Migliore G, et al. Impact of COVID-19 pandemic on flu vaccine uptake in healthcare workers in Europe: a systematic review and meta-analysis. Expert Rev Vaccines. 2023;22(1):777–84. [CrossRef]
- Xu L, Chen S, Li C, Zhou X, Tang L. Declining influenza vaccination uptake, attitudes, and knowledge among healthcare workers in Chengdu, China, in the post-COVID-19 era. Risk Manag Healthc Policy. 2024;17:3049–63. [CrossRef]
- Açık H, Öztürk S, Akbari AM. Influenza vaccine hesitancy among healthcare workers in a university hospital in Türkiye: a cross-sectional study. J Infect Dev Ctries. 2026;20(4):560–5. [CrossRef]
- Bell J, Meng L, Barbre K, Wong E, Lape-Newman B, Koech W, et al. Influenza and COVID-19 vaccination coverage among health care personnel – National Healthcare Safety Network, United States, 2023-24 respiratory virus season. MMWR Morb Mortal Wkly Rep. 2024;73(43):966–72. [CrossRef]
- Gaudouen H, Tattevin P, Thibault V, Ménard G, Paris C, Saade A. Determinants of influenza and COVID vaccine uptake in healthcare workers: a cross-sectional survey during the post-pandemic era in a network of academic hospitals in France. Vaccine. 2024;42(26):126272. [CrossRef]
- Ma L, Han X, Ma Y, Yang Y, Xu Y, Liu D, et al. Decreased influenza vaccination cover-age among Chinese healthcare workers during the COVID-19 pandemic. Infect Dis Poverty. 2022;11(1):105. [CrossRef]
- Savaş E, Tanrıverdi D. Knowledge, attitudes and anxiety towards influenza A/H1N1 vaccination of healthcare workers in Turkey. BMC Infect Dis. 2010;10:281. [CrossRef]
- Pennisi F, Genovese C, Gianfredi V. Lessons from the COVID-19 pandemic: promoting vaccination and public health resilience, a narrative review. Vaccines (Basel). 2024;12(8):891. [CrossRef]

