|
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre 2000’de 171 milyon olan dünyadaki diabetes mellitus’lu hasta sayısı 2030’da 366 milyona çıkacaktır (1). Diyabetiklerdeki ayak yaraları da ampütasyona değin uzanan ciddi bir sakatlık nedenidir. Nöropati ve periferik arter yetmezliğinin varlığında, yaranın infekte olması riski artar. Günümüzde diyabetik ayak infeksiyonlarının tanı ve tedavisinde en geniş olarak kabul görmüş kılavuzlar, Uluslararası Diyabetik Ayak Çalışma Grubu ve Amerikan İnfeksiyon Hastalıkları Derneği kılavuzlarıdır (2,3). Diyabetik ayak sendromunun patogenezi karmaşık, klinik görünümü ise çok değişkendir. Tedavide infeksiyonun yanı sıra periferik iskeminin giderilmesi ve basının hafifletilmesi de hedeflenir. Evresine göre yaranın bakımı ve bakteriyel infeksiyonun uygun bir biçimde tedavisi esastır. Burada en önemli sorun, antimikrobik tedavi gerektiren infekte yaraların, kolonize yaralardan klinik olarak ayırt edilmesidir. Klimik Dergisi’nin bu sayısında diyabetik ayak infeksiyonu kılavuzlarını hazırlayan grupların başkanlığını yapan Lipsky (4)’nin diyabetik ayak infeksiyonlarının tanı ve tedavisine ilişkin geniş bir derlemesi yer alıyor. Derlemede, diyabetik ayak infeksiyonunun sınıflandırılması, yara skorlaması ve risk faktörleri güncel kaynaklar ışığında gözden geçiriliyor ve akılcı antibiyotik kullanımı ilkeleri burada bir kez daha karşımıza çıkıyor. Olabildiğince dar spektrumlu bir antibiyotik rejimi salık verilse bile bunun her zaman mümkün olmadığı da bir gerçek. Metisiline dirençli Staphylococcus aureus ve genişlemiş spektrumlu -laktamaz oluşturan enterik bakterilerin yanı sıra, çoğul dirençli Pseudomonas aeruginosa da gittikçe artan sorunlu bakteriler arasında önde geliyor. Öte yandan diyabetik ayak infeksiyonu yalnız yumuşak dokuyu ilgilendirmekle kalmaz ve alttaki kemiğe de yayılabilir ki o zaman söz konusu olan kronik bir osteomyelittir. Bu durumda uzun süreli antimikrobik tedavilere karşın infeksiyonun eradikasyonu çok güçtür. Diyabetik ayak osteomyelitinin etyolojisinin saptanması da bir sorundur ve yumuşak doku kültürleri ile kemik kültürlerinin sonuçları herhangi bir bağıntı göstermeyebilir. Bununla birlikte Ertuğrul ve arkadaşları (5)’nın yakınlardaki çalışmasında elde edilen sonuçlar, antimikrobik tedavi seçerken, derin doku ve kemik kültürü sonuçlarının birlikte değerlendirilmesinin, daha yararlı olabileceğini düşündürüyor. Olguların yarısında her iki örneğin kültür sonuçlarının özdeş olması da dikkati çekiyor. Diyabetik ayak yaralarıyla ilgili pek çok belirsizliğe karşın bugün için kesin olan bir gerçek vardır ki o da bu yaraların deneyimli uzmanlardan oluşan bir ekip tarafından ve zaman geçirmeden değerlendirilmesinin gerektiğidir.
Yazışma Adresi / Address for Correspondence: Haluk Eraksoy, İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, Çapa, İstanbul, Türkiye Tel./Phone: +90 212 635 78 66 Faks/Fax: +90 212 635 78 66 E-posta/E-mail: heraksoy@gmail.com
Kaynaklar
1. Wild S, Roglic G, Green A, Sicree R, King H. Global prevalence of diabetes: estimates for the year 2000 and projections for 2030. Diabetes Care. 2004;27(5):1047-53. 2. Lipsky BA. A report from the international consensus on diagnosing and treating the infected diabetic foot. Diabetes Metab Res Rev. 2004;20 (Suppl 1):S68-77. 3. Lipsky BA, Berendt AR, Deery HG, et al. Diagnosis and treatment of diabetic foot infections. Clin Infect Dis. 2004;39(7):885-910. 4. Lipsky BA. Diagnosing and treating diabetic foot infections. Klimik Derg. 2009; 22(1):2-13. 5. Ertuğrul MB, Baktıroğlu S, Salman S, et al. Pathogens isolated from deep soft tissue and bone in patients with diabetic foot infections. J Am Podiatr Med Assoc. 2008;98(4):290-5. |